Hüsnü Şenlendirici ve Serkan Çağrı Nasıl Tanıştı? — Part 2 of 2

Turkish video transcript · August 20, 2026 · 04:05 AM · Whisper transcription
Türkçe

klanetlerimizin sesinden tanıyoruz şimdi öyle bir şey ki bu ben gözümü kapatsam sen konuşsan yine seni tanırım çünkü Allah bize hepimizi ayrı renklerde yarattı ve hepimizin ses tonu bile farklı birbirinden parmak izimiz farklı şimdi yeni gençler öyle bir yetişiyor ki kendi parmak izi yok kendi ses tonu yok

düşünün ki her gün taklit ediyorsunuz birinin ses tonunu çıkartıyorsunuz ve onun taklidini yaptığınız için de size insanlar a aynısı diyor ama siz kendiniz neredesiniz

biz yeni gençlerden mesela bunu görmek istiyoruz umutlanmak istiyoruz çünkü bizim jenerasyondaki klanetçi arkadaşlarımızın hepsinde baktığınız zaman bir çeşitlilik var ve hepsinde bir renk var onları mesela o tavırlarını kaybetmemek bu klanet alanındaki o tavrı korumak

aslında en kutsal görev müzikte yapılan şu anda

bir de beyler yanlışsam düzeltin ben sizinle şu işim piyano çocuklar hep piyanoya gitara ya da kemana yönlendiriliyor eğer kendi fikri yoksa kendi fikri varsa o ayrı size kadar belki daha öncesinde ben yetişemedim bilmiyorum

size kadar klanet sadece düğünlerde kullanılan bir enstrümanda şimdi festivaller düzenleniyor adına bırakın yani üstü açık havada harikalar yarattın açık havada tek başına çıktın

dolaplara pikmekle dünyada harikalar yarattın Serkan sen öyle o şekilde yani bir klanete hak ettiği kimliği mi verdiniz doğru mu anlatıyorum bilmiyorum öyle oldunuz

aslında şöyle giriş yapayım ben üstün devam etsin aslında biz de işin en alt zemininden geldik en altını çok iyi biliyoruz yani işin o düğünlerdeki çalan arkadaşlarımız gibi biz de düğünlerden çalarak geldik

o çok büyük bir şans o bizim için şöyle yani mesleği pişme yeri orası bizim sahne gerçek tozu orada işte harbi toprağın üstünde çalarsın o tozu yutarsın yani sahne tozu dedikleri şeyi biz gerçeğini yuttuk

şimdi orayla burayı kıyas etmek bizim için müthiş bir şey orayı bilmezsek burayı nasıl geliştireceğimizi bilemeyiz yani sadece burayı biliyor olsaydık bak sadece biz İstanbul'da güzel ortamlarda şık yerlerde bu işi sadece bu kısmını biliyor olsaydık klarnet geçmişiyle geleceği arasında bağlantı kuramazdı bu nefes onu sağlayamazdı

dolayısıyla bizim klarnetlerimizin içinden mesela çıkan sesleri biz 90'lı yıllarda mesela hüsnüyle çalarken yeni bir şeyler denerdik mesela klarnetteki o geçmişi de çalardık ama yeniye de açık kapılarımız vardı

çünkü bizim önümüzde gerçekten her zaman söyleriz açık sözlülükle Vasilis gibi çok değerli bir isim var onun gibi yine bir sürü üstad var ama Vasilis mesela ilk defa çok çok değişik bir klarnet stiliyle kulaklarımıza girdi yani çok modern bir klarnet yapısıyla kulağımıza girdi ve o adamın klarnetine aslında biz aşık olduk ama bizden de bambaşka bir şey çıktı

ne ben Vasilis gibi çalıyorum ne Hüsnü Vasilis gibi çalıyor şimdi demek istediğimiz şu etkilenebilirsin feyiz alabilirsin ama kendi dilini kendi rengini alman lazım

işte şimdi klarnet öyle bir hal aldı ki işte eskiden elinize alsanız birçok aile aman oğlum bırak alma sanat yapma belki piyano çal daha şey olur beyaz olur yakalar falan gibi ama işte piyanoyu şey yaptığım için söylemiyorum tabii ki her müzisyenin bu arada piyano çalması lazım piyano ile başlaması lazım altyapı temelimiz sağlam olması için piyano ile başlamamız lazım zaten

ama çocuklar mesela her niyeyse klarnete geldiğinde o şişman göbekli düğündeki adam geliyordu aklına herkesin anlatabiliyor muyum? yani şey için söylemiyorum bunu anladın mı? ben küçükken işe gittiğimde beni beğenmezlerdi sıskaydım çünkü böyle derlerdi ki bu çalamaz ki yani şişman klarnetçi alışmışlar

kafamdan çıkmaz derlerdi ton çıkmaz babam derdi ki bak dinleyin ya çok güzel çalacak derdi adamlar derdi ki ya yok abi baksana kilo yok bir şey yok yani o imaj bu klarnetin bugünkü sound'ı yeni şarkılar yeni denemeler

bence bunlar hepsi şimdiki gençlere hazır bir şey oluşturdu hazırlandı evet böyle hazır hadi çıksın bekliyoruz yani

yani enstrümanla bir şey yapmak da ünlenmek ön plana çıkmak da kolay bir şey değil yani bir elin beş parmağını geçmiyor yani Türkiye'de aslında

işte çok şarkı söyleyen bulursunuz ama enstrüman çalan az bulursunuz beyler kelli felli birçok iş adamının ofisinde arka dolapta bir tane klarnet var ders alıyorlar

buna şahidiz sen şahit misin Serkan ben şahidim ooo nere ben gökdelenlerin en üstünde gördüm odasında klarnetleri zaten birçok ünlü isim sizlerden ders aldı bunları da biliyoruz

almıştım almıştım ya film sektörü de biliyorsun işte bu işe mesela birçok çalan var başrol oyuncuları hem de tabii tabii ya bizim şeyi işte al gözüne yani Atay'ı al Atay'ı bırak yani sahne yapar yani

şey bildiğim kadarıyla mesela aralarında Ahmet bizim Ahmet Kural çalıyor Ahmet Kural da çalıyor

şey iyi çalıyor Ahmet Kural mı çalıyor evet

şey Murat Murat Murat bizden ders aldı Murat hangi Murat oyuncu Murat Yıldırım almış Murat Yıldırım almış Murat Yıldırım almış bu arada kendi filmlerinde dizi müziklerinde falan baya çalıyor

tertemizde klarnet çalıyor bak Merve Söylerken Kenan İmzaloğlu çalıyormuş

kim Kenan İmzaloğlu evet çalıyor o yıllar önceden biliyorum onu çaldığını

o zaman meydan okuyoruz gelsinler programı bence bir şey söyleyeyim mi bir dahaki sene klarnet festivaline onları böyle şey olarak olur ya böyle misafir oyuncu

misafir misafir başımız üstünde yeri var yani yeter ki bir arada güzel şeyler bölüşelim paylaşalım

çünkü en çok ihtiyacımız olan dönemden bahsediyoruz aslında paylaşmadan güzelliklerimizi ortak yaşamaktan çok ihtiyacımız var buna çünkü biz bölüşmezsek bölünürüz yani

kesin daha ötesi yok

English

We recognize each other by the sound of our clarinets; it's such that even if I close my eyes and you speak, I would still recognize you because Allah created each of us in different colors, and even our tones are different from one another.

Imagine that every day you are imitating someone's tone; you are reproducing it, and because you are mimicking it, people say you sound just like them, but where are you in all of this?

We want to see this in the new generation, we want to feel hopeful because when you look at our generation of clarinet players, there is a variety and a distinct color in each of them, and we want to maintain that attitude in the clarinet field.

This is actually the most sacred duty in music right now.

Also, gentlemen, if I'm wrong, please correct me; I have this issue with you: children are always being directed towards piano, guitar, or violin.

Until recently, the clarinet was only used in weddings, but now festivals are being organized, and you have created wonders outdoors, performing solo in open air.

You have created wonders in the world by performing in such a way, Serkan; have you given the clarinet the identity it deserves? Am I explaining this correctly?

Let me start by saying that we also came from the very bottom, and we know that ground very well; we came up by playing at weddings like those friends who play at weddings.

That is a great opportunity for us; for us, that is the place where our profession matures, the real stage dust is there, and you play on the actual ground.

Comparing that place to here is an incredible thing for us; if we do not know that place, we cannot know how to develop here, and if we only knew this place, just the beautiful environments and stylish places in Istanbul, we wouldn't be able to connect the past of the clarinet to its future.

Therefore, the sounds that come out of our clarinets, for example, when we played with Hüsnü in the 90s, we would try new things; we would play the past on the clarinet, but we also had open doors to the new.

Because in front of us, there is always a very valuable name like Vasilis, and there are many masters like him, but Vasilis, for example, entered our ears with a very different clarinet style for the first time.

I neither play like Vasilis nor does Hüsnü play like Vasilis, but what we mean is that you can be influenced and inspired, but you need to take your own language and color.

Now, the clarinet has reached a point where in the past, if you picked it up, many families would say, 'Oh son, don't take it, don't do art, maybe playing the piano would be better, it would be more respectable,' and so on.

But I'm not saying this because of the piano; of course, every musician needs to play the piano and start with it to have a solid foundation.

When I was little, they didn't like me when I went to work because I was skinny, and they would say, 'He can't play,' meaning they were used to the image of a chubby clarinet player.

I think all of these have prepared something for the current youth.

Making something with an instrument and becoming famous or standing out is not an easy thing, as there are not many who can do it in Turkey.

You can find many who sing, but you will find few who play an instrument.

We witness many businesspeople with a clarinet in the back cabinet of their office, and I have seen clarinets in the rooms of skyscrapers.

Many famous names have taken lessons from you, and you know that the film industry is also involved in this.

There are many players, including leading actors, and as far as I know, Ahmet, our Ahmet Kural, plays too.

It plays well; is Ahmet Kural playing?

Murat, Murat, the one who took lessons from us, is Murat Yıldırım, and by the way, he plays a lot in his own films and series soundtracks.

Look, Merve is playing the clarinet; Kenan İmzaloğlu is also playing.

Who? Kenan İmzaloğlu, yes, he plays; I know he has been playing for years.

Then we challenge them to come to the program as guest performers.

As guests, they have a place above our heads; as long as we can share beautiful things together.

Because we are talking about a time when we really need to share our beauties and live together.

If we don't share, we will be divided; that's for sure, and there is nothing beyond that.